DublajSes, titreşimlerin yayılması yoluyla duyulan algıdır. Çevremizde sürekli çeşitli sesler duyarız. Her canlının ses frekansı farklıdır. Bizlerin yani insanların duyum eşiği, 23 khz ile 64 hz arasındadır. Ses titreşimleri, bu aralık arasında çıkarsa, ses dalgası kulağımıza ulaşır ve kulaktan beyne ulaşarak anlamlandırılır. İnsanoğlu duyduğu her sesi anlamlandıramaz. Genelde insanlar kendi aralarında konuşurlarken, ses dalgaları rahatlıkla ulaşabileceği noktaya ulaşır. Sesler anlamlandırılır. Gerek karşılıklı konuşmada gerekse dinleme esnasında söz konusu karşıdan gelen ses insan sesiyse, bu ses rahatlıkla algılanabilir. Ancak karşı taraftaki kişinin de anlaşılır olması bu noktada çok önemlidir. Ses dalgaları bazen duyulmayabilmektedir. Bu durumda işitilmeye çalışılan sesin frekansının arttırılması gerekir. Anlamlandırılacak sesin anlaşılır olması bu nedenle çok önemlidir.

Ses ile ilgilenen farklı meslek dalları bulunur ve bu meslek dalgaları ses konusunda her türlü ince ayrıntıyı atlamadan öğrenirler. Bu meslek dallarından birisi de seslendirme, dublaj sanatıdır. Dublaj sanatçıları genelde ses tonu olarak güzel tınıya sahip olan kişilerden seçilir. Her insanın tınısı farklıdır. Bazı tınılar kulağa çok hoş gelirken bazı tınılar kulak tırmalayıcı olabilmektedir. Dublaj Seslendirme sanatına gönül verecek olan kimselerde aranan ilk özellik sesin tınısıdır. Sesinin tınısı güzel olan insanlar, bu mesleğe rahatlıkla yönelebilirler. Ancak sesin tınısının güzelliği her insanda ilk bakışta belli olmaz. Genelde eğitimle mükemmelleşen ses, her türlü seslendirme, dublaj işinde rahatlıkla kullanılabilmektedir. Türk Dil Kurumu yabancı kökenli olan dublaj kelimesini, yabancı dildeki filmlerin Türkçeye çevrilmesi şeklinde açıklamıştır. Bir nevi seslendirme sanatı olan dublaj, alanı ve yaptığı iş itibari ile seslendirme işinden biraz farklı olarak ele alınmaktadır diyebiliriz.

Dünya genelinde gün aşırı yeni filmler vizyona girmektedir. Bu filmlerin orijinalinde kullanılan dil yabancı dil olduğu için ve ülkemizde çoğunluk yabancı dil bilmediği için, dublaja ihtiyaç duyulmaktadır. Dublaj sanatını da genelde çevrilecek yabancı dili bilen kişiler gerçekleştirmektedir. Her ne kadar dublaj sanatçılarının elinde çevrili dublaj metni olsa da, sanatçının yabancı dili bilmesi, vurgu ve tonlamaları iyi yapabilmesi için önemlidir. İnsan, anladığı konuları daha iyi anlatır. Bu kalıplaşmış cümleden yola çıkarsak, İngilizce bilmeyen bir dublaj sanatçısı, bir filmi ne kadar fazla izlese de, anlamadığı için nerelerde ne tür vurgu ve tonlamalar yapacağını İngilizce bilen sanatçı kadar anlayamaz ve işini İngilizce bilen sanatçı kadar iyi yapamaz. Dublaj sanatında en önemli unsurun vurgu ve tonlamaların doğru yerde yapılması gerektiğinden bahsettik. Ancak tek önemli unsurun bu olmadığını söylemekte de fayda var. Bir başka önemli unsur da, konuşmalardaki aralıkların doğru yapılmasıdır. İngilizce bilen dublaj sanatçısı, filmde nerede durup nerede ne kadar ara vererek devam etmek gerektiğini çok daha iyi anlamaktadır. Bunun yanında dublaj yapacak kişinin, orijinal sese yakın tonda tınıya sahip olması da oldukça önemlidir. Örneğin yapılı, sert konuşma tavırları olan bir oyuncunun dublajını, ince sesli bir erkek yapmamalıdır. Ya da pısırık roldeki bir erkeğin dublajını, bas sese sahip bir dublaj sanatçısı gerçekleştirirse, ortaya komik bir görüntü çıkacaktır. Dublaj sanatında, izleyici ayrıntılara çok dikkat eder. Konuşmaların kaymaması, tepkilerin gecikmemesi, vurgu ve tonlamalarda orijinalinin aynısının yapılması, izleyicide filmi izlerken iştah açacak, izleyicinin ilgi düzeyini arttıracaktır.

Ülkemizde her yaş grubundan ve her türlü ses eşiğine sahip dublaj sanatçısına ihtiyaç vardır. Çünkü dublajı yapılacak filmlerde, hem çocuklar hem orta yaş grubu kadınlar, erkekler, hem de yaşlı grubundaki insanlar rol almaktadır.